GEÇMİŞ MEDENİYETLERİN
HAYRANLIK UYANDIRAN İZLERİ

SANAT
VE BİLİM YÖNÜNDEN MUHTEŞEM BİR MEDENİYET:
ANTİK MISIR
Antik Mısır, insanoğlunun binlerce yıl önce kurduğu sanat ve bilim yönünden en etkileyici medeniyetlerden bir tanesidir. Eski Mısırlılar, ilkel bir toplumun devamı olamayacak kadar engin bir tecrübeye ve bilgi birikimine sahiptiler. Putperest sapkın bir dine mensup olan Mısırlılar arasında Hz. Nuh döneminden, Hz. İbrahim döneminden gelen sanat bilgisine sahip olan ustalar vardı. Bu Musevi ustalar, geçmiş peygamberler döneminden öğrendikleri bilgileri kullanıyorlardı.
Günümüzde dünyanın pek çok bölgesinde, Mısırlıların ulaşmış olduğu medeniyet seviyesine ulaşılamamıştır. Örneğin bugün Afrika'nın çeşitli bölgelerinde, Güney Amerika'nın bazı yörelerinde, Asya'nın çeşitli topraklarında Mısır da dahil olmak üzere pek çok bölgede, medeniyet seviyesinden çok geri bir yaşam sürülmektedir. Tıp, anatomi başta olmak üzere şehir planlamacılığında, mimaride, güzel sanatlarda, tekstilde çok başarılı olan Mısır medeniyeti, bugün büyük bir takdirle ve hayretle bilim adamları tarafından incelenmektedir.

Mısırlıların mumyalama teknikleri, oldukça gelişmiş tıp bilgisine
sahip olduklarını gösteren örneklerden biridir. |
Tıbbın Kökeni Antik Mısır'da
Eski
Mısır'da tıbbın ulaştığı gelişmişlik düzeyi oldukça şaşırtıcıdır.
Kazılarda ele geçen bulgular, arkeologların yanı sıra birçok tarihçiyi
de hayrete düşürmüştür. Çünkü hiçbir tarihçi MÖ. 3000'lerde yaşamış
eski bir medeniyetten böylesine gelişmiş bir teknoloji beklemiyordu.
Bugün X-ışınları kullanılarak,
mumyalar üzerinde yapılan incelemeler sonucunda Antik Mısır'da
beyin ameliyatlarının yapılmış olduğu anlaşılmıştır.34 Üstelik
bu ameliyatlar oldukça profesyonel yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Cerrahi operasyon geçirmiş mumyaların kafatasları incelendiğinde,
ameliyat yerlerinin düzgünce kesilmiş olduğu görülmektedir. Hatta
bu insanların ameliyattan sonra hayatta kaldıklarını ispatlayan,
kaynamış kafatası kemiklerine rastlanmıştır.35

Diğer bir örnek ise bazı ilaçlarla
ilgilidir. 19. yüzyılda oldukça hızlı bir ilerleme kaydeden deneysel
bilim sonucunda tıp alanında da büyük gelişmeler oldu. Antibiyotiğin
keşfi de bu yüzyıldaki gelişmelerden biridir. Aslında bunlara "keşfedildi" demek
hata olur, çünkü bu tekniklerin büyük bir bölümü Antik Mısır'da
zaten kullanılıyordu.36

Mısır Firavunu Tutankhamun'un cesedi, içiçe geçen iki tabut
içinde muhafaza ediliyordu. |
Mısırlıların tıp ve anatomide ne kadar ileride olduklarını gösteren
en önemli eserlerden biri de, kuşkusuz geride bıraktıkları mumyalardır.
Mısırlılar mumyalama konusunda yüzlerce farklı teknik kullanmışlardır.
Cansız bedenin binlerce yıl bozulmadan saklanabilmesine
olanak sağlayan mumyalama işlemi, aslında oldukça karmaşık bir
işlemdir. Bu konuda Mısırlıların kullandığı teknik özetle şu şekildedir:
İlk önce ölünün iç organları dışarı çıkarılır, burundan beyin alınır,
vücut sterilize edilir ve beden natron denilen bir madde ile sarılıp
40 gün bekletilirdi. (Natron; sodyum karbonat, sodyum bikarbonat
ve sodyum kloridle, sodyum sülfatın karışımından oluşan bir maddedir.)
Daha sonra bu madde vücuttan çıkarılır, kol ve bacaklar gibi vücudun
eklemli yerleri çamur ya da kumla sarılır, sonra beden reçineye
batırılmış ketenle, kokulu bir çeşit sarı sakızla ve tarçınla sarılırdı.
Bir çeşit merhemin vücuda sürülmesinden sonra da ince bir keten
tülle örtülürdü.37
Mısırlılar mumyalama tekniklerini sadece insanlarda değil, farklı
hayvanlarda da denemişlerdir. Antik Mısır'da tıbbın oldukça gelişmiş
olduğu, ele geçen arkeolojik buluntulardan ve özellikle mumyalama
tekniklerinden açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca unutmamak gerekir
ki, vücudun şeklini bozmadan, ölünün tüm iç organlarını çıkartarak
mumyalamaları, bu işi yapan insanların, her organın yerini bilecek
bir anatomi bilgisine sahip olduklarını göstermektedir.
Mumyalamanın dışında Mısırlılar tarafından 5000 yıl önce kullanılmış
olan birçok tıbbi teknik ve alet de yapılan araştırmalarda gün
ışığına çıkarılmıştır. Bu konuyla ilgili pek çok detay sıralayabiliriz:
-Mısır'da tıpla ilgilenen rahipler, tapınaklarda
çeşitli hastalıkları tedavi ediyorlardı. Mısırlı doktorlar, günümüzdeki
gibi farklı alanlarda uzmanlaşmışlardı. Her doktorun kendine
ait bir branşı vardı. Göz doktorlarından, dişçilere kadar her
konuda ihtisaslaşmış hekimler hizmet veriyordu.
-Mısır'da doktorlar, devlet denetimindeydiler. Eğer hastası
iyileşmezse, yahut ölürse devlet bu hatanın sebeplerini soruşturur
ve doktorun kullandığı yöntemin kurallara uygun olup olmadığını
öğrenirdi. Tedavi sırasında bir ihmalkarlık yapılmışsa, bu durum
tespit edilir ve doktora kanunlar çerçevesinde ceza verilirdi.

Smith papirüsü - Bu papirüste, Antik Mısırlıların, ketenden
yapılmış yara ve sargı bantları kullandıkları anlatılmaktadır. |
-Tapınakların her biri, ilaçların hazırlandığı ve depolandığı
tam teçhizatlı bir laboratuvara sahipti.
-Bilinen ilk eczacılık uygulamaları, bandaj ve kompres kullanımı
örneklerine Mısır'da rastlanmıştır. Smith Papirüsü'nde, keten
bezinden yapılan yapışkan bantların yaraları kapamada ne şekilde
kullanıldığından bahsedilmektedir. Keten bez, bunun dışında bandaj
için de uygun bir malzemeydi.
-Arkeolojik bulgulardan, Mısır'daki tıbbi uygulamaların tamamına ait detaylı
bir tablo ele geçmiştir. Bununla beraber, her biri kendi alanında
ihtisaslaşmış 100'den fazla doktorun ismi ve ünvanı da bulunmuştur.
-Ayrıca Kom Ombo'daki bir başka tapınak duvarındaki rölyefin
içine oyuk açılmış ve buraya cerrahi aletlerin kutusu yerleştirilmiştir.
Bu kutunun içinde büyük metal bir makas, cerrahi bıçaklar, testereler,
sondalar, spatulalar, küçük kancalar ve pensler mevcuttu.
-Teknikler çok sayıda ve çok çeşitliydi. Kırıklar, çatlaklar
tam olarak oturtuluyor, kırık tahtaları kullanılıyor ve yaralar
dikişle kapatılıyordu. Mumyaların çoğunda çok başarılı bir biçimde
tedavi edilmiş kırıklara rastlamak mümkündür.
-Mumyalarda herhangi bir cerrahi dikiş izine rastlanmamasına
rağmen yara dikilmesi ile ilgili Smith Papirüsü'nde (bu papirüsün
tamamı tıpla ilgilidir) on üç referans mevcuttur. Bu, Mısırlıların
estetik yara dikimini de başarmış olduklarına işaret etmektedir.
Yara dikiminde keten iplik kullanılıyordu. İğneler ise muhtemelen
bakırdandı.
-Mısırlı doktorlar, steril yaralar ile enfeksiyonlu yaraları
ayırt edebiliyorlardı. Enfeksiyonlu yaraların temizlenmesinde
keçi yağı, köknar yağı ve ezilmiş bezelyeden oluşan bir karışım
kullanıyorlardı.
-Penisilin ve antibiyotiğin bulunuşu oldukça yenidir. Fakat
Eski Mısırlılar bu tür tedavilerin ilk organik versiyonlarını
kullanıyorlardı. Ayrıca, Mısırlılar antibiyotiğin farklı çeşitlerini
biliyorlardı. Belli türdeki hastalıklara uygun reçeteleri yazıyorlardı.38
Görüldüğü gibi Mısır medeniyeti tıp konusunda oldukça önemli
adımlar atmış, tedavi yöntemleri geliştirmiş, uzman doktorlar yetiştirmiştir.
Yapılan kazılarda, tıp alanında sağlanan bu önemli başarıların
yanı sıra, Mısırlıların şehir planlamacılığı ve mimari gibi konularla
da çok ilgili oldukları ortaya çıkmıştır.
Eski Mısır'da Gelişmiş Metalurji
(1,2) Altın, gümüş ve yarı değerli taşlardan yapılmış çok ince
işlemeli kralın göğüs zırhları.
(3) İnce işlemeli sandalet
(4) Sert altından yapılma, uzun uçlu küçük ibrik, sağlamlığını
ve parlaklığını halen korumaktadır.
|
Metalurji en genel anlamıyla, gerekli hammaddeler kullanılarak
metal ve alıaşımlarının üretilmesi, saflaştırılması, şekillendirilmesi
ve korunmasını içeren bilim ve teknoloji dalıdır. Eski Mısır medeniyeti
incelendiğinde, bundan yaklaşık 3000 - 3500 yıl önce, Mısırlıların
başta altın, bakır, demir olmak üzere çeşitli maden ve metallerin
çıkarılması ve işlenmesi konusunda uzman oldukları görülmektedir.
Metalurjinin gelişmiş olması, Antik Mısırlıların, cevherlerin bulunması,
çıkarılması, işlenmesi alanlarında ileri bir teknolojiye ve aynı
zamanda gelişmiş bir kimya bilgisine sahip oldukları anlamına da gelmektedir.
Yapılan arkeolojik çalışmalar MÖ 3400 yıllarında Mısırlıların
bakır cevherleri hakkında detaylı çalışmalar yaptıklarını ve metal
alaşımları meydana getirdiklerini ortaya koymuştur. Dördüncü Hanedanlık
döneminde (MÖ 2900 yılları), madenlerin araştırma ve işletmesinin
en yüksek düzey yetkililer tarafından takip edildiği ve Firavunların
oğulları tarafından denetlendiği bilinmektedir.

(5) Tutankhamun mumyasının boynunda bulunan bu kolyenin
üzerinde çok ince altın işçiliği vardır. Bunun yanı sıra
firavunun mumyasında, 150 tane mücevher ve kolye daha bulunmaktaydı.
(6) Kalın altın varakla kaplanmış ve gümüş varaklı bir
kızağın üzerine yerleştirilmiş tahta muhafaza.
(7) Tanis'te bulunan altın, lacivert taşı ve turkuazdan
yapılmış göğüs zırhı.
Mücevherlerdeki ince işçilik, profesyonel altın işleme malzemelerinin
kullanıldığını göstermektedir. Gerekli araç gereç olmadan
bu derece ince işlemecilik yapılamaz. Mısırlıların altın
işçiliğinin kalitesinin ve inceliğinin, günümüz işlemeceliğinden
hiçbir farkı yoktur.
|
Bakırın yanı sıra, eski Mısırlıların sıkça kullandıkları madenler
ve metaller arasında demir de vardı. Bronzun üretimi için tin,
camların renklendirilmesinde de kobalt kullanılıyordu. Mısır'da
bulunmayan metaller ise başta İran olmak üzere diğer bölgelerden
getirtiliyordu.
Antik Mısırlıların en çok kullandıkları ve değer verdikleri maden
ise altındı. Mısır'da ve Antik Mısır'ın sınırları içinde olan bugünkü
Sudan'ın belli bölgelerinde, eski Mısırlılara ait olduğu tahmin
edilen yüzlerce altın maden yatağı bulunmuştur. Apollinopolis yakınlarındaki
bir altın madeninin planının bulunduğu MÖ 14. yüzyıla ait bir papirüs,
eski Mısırlıların altın madenleri konusundaki profesyonelliklerini
ortaya koymuştur. Papirüste yer alan bilgilere göre, maden çevresinde
sayısı 1300'den fazla evin yalnızca madende çalışanların konaklaması
için inşa edildiği anlatılmaktadır. Antik Mısır'da altın işlemeciliği
ve mücevher sanatının önemi, bu bilgilerden anlaşılmaktadır. Nitekim
arkeolojik kazılarda bulunan, yüzlerce altından yapılmış, kullanım
ve süs eşyası da, eski Mısırlıların altın madenciliği ve işlemeciliği
konusundaki uzmanlıklarının bir göstergesidir.
Tüm bu bilgiler eski Mısırlıların maden yataklarını tespit edebilecek,
bu yataklardan madeni çıkarabilecek, çıkan madeni işleyebilecek,
ayrıştırabilecek ve yeni metaller oluşturabilecek bilimsel bilgiye
ve teknolojiye sahip olduklarını göstermektedir.
Şehir Planlamacılığı ve Alt Yapının
Eski
Mısır'daki Önemi

Antik Mısırlıların gelişmiş medeniyetinin en önemli göstergelerinden
biri de hiç şüphesiz mimari ve mühendislik bilgileriydi. |
Mısır'ın kuru bir iklime sahip olması, bugün bize bu medeniyetten
geriye pek çok ipucu bırakmıştır. Arkeolog Arthur Evans, MÖ 1600'de
donanmasıyla denizlere hükmeden bir hükümdar yaşadığını ve bu dönemde
genel refahın bir hayli yüksek olduğunu, estetiğin öneminin oldukça
arttığını, giyim kuşamın bir zevk ve incelik haline dönüştüğünü
saptamıştı. Evans, bulduğu şeylerin tümünü
"modern" sıfatıyla nitelendiriyordu. Yine modern olarak
tanımladığı saray büyüklüğündeki bir binada, yeraltı su yolları,
lüks yıkanma yerleri, havalandırma tertibatı, kanalizasyon şebekesi
ve süprüntü kuyuları bulmuştu. Bunların günümüz şehir planlamacılığından
hiçbir farkı yoktu.
Kuşkusuz böyle bir plan ve bina yapısı, gelişmiş bir mimari ve
mühendislik bilgisini gerektirir. Yer altından yol yapıldığında
statiğin ölçülmesi, nerelere kirişler konması gerektiğinin saptanması,
ne kadar derine inileceğinin ve ne kadar uzunlukta yol alınacağının
belirlenmesi, havalandırmanın nerede, nasıl etkili olacağının hesaplanması,
temiz ve kirli suların birbirine karışmadan nakledilebilmesi gibi
birçok detayın ince ince düşünülmesi ve en önemlisi de bunların
yapımında hiçbir hatanın meydana gelmemesi gerekir. Tüm bu teknikleri
Mısırlılar biliyorlardı. Elimize ulaşan bilgiler bu gerçeği açıkça
kanıtlamaktadır.
MÖ 3000'lerde Mısırlıların kullandıkları mimari teknikleri ve
altyapı sorununa yaklaşımları, son derece profesyonel ve sorunları
çözmeye yöneliktir. Kurak bir ülke olan Mısır için suyun önemi
çok büyüktür. Nitekim bu konuda da kalıcı çözümler bulmuşlardır.
Alt yapıyla ilgili olarak, Mısırlıların geliştirdikleri en önemli
projelerden birisi suyu korumak için inşa ettikleri depolardır.
Kızıldeniz'e varıldığı zaman Fayyum vahasındaki
bataklıkta, büyük bir su deposunun varlığı keşfedilmiştir. Bugünkü
Kahire'nin seksen kilometre güneyindeki Moris Gölü, Mısırlılar
tarafından, Nil'in suyunu bir kanal aracılığıyla depolamak amacıyla
yapılmıştır. Bu su haznesinin yakınlarına ise ev ve mabetler inşa
edilmiştir.39 Antik Mısır'da hayatın belli
bir bölgede sürekliliğini sağlayabilmek için suni göletler inşa
edilmiştir. Bu sayede Nil'in suyu bu göletlerde biriktirilerek
Mısır çöllerinde ileri bir medeniyet inşa edilebilmiştir.
Mısırlıların tıbbi bilgileri, şehir planlaması,
mühendislik bilgileri ve uygulamaları son derece ileri bir medeniyete
sahip olduklarını gösteren önemli delillerden birkaçıdır. Bu
bilgi ve uygulamalar, evrimcilerin iddia ettiği,
"toplumların ilkelden medeniye doğru ilerledikleri"
tezini bir kez daha yerle bir etmektedir. Günümüzden yaklaşık 5000
yıl önce yaşayan bir toplum, günümüzdeki çeşitli toplumlardan,
hatta günümüzde bu topraklarda yaşayan bazı topluluklardan dahi
daha ileri bir medeniyet seviyesine sahiptir ve bu durumun evrimle
açıklanabilmesi mümkün değildir. Kuşkusuz, Mısırlıların bu yüksek
medeniyeti yaşadığı dönemde, dünyanın farklı bölgelerinde daha
geri medeniyetler, daha ilkel koşullarda yaşayan insanlar da var
olmuştur. Ancak bunların hiçbiri, ne daha az insan özelliklerine
sahiptir, ne de sözde maymunsu özelliklere. Antik Mısırlılar da,
Antik Mısırlılarla aynı dönemde ilkel koşullarda yaşayan insanlar
da, bundan yüz binlerce yıl önce var olmuş insan toplulukları da,
günümüz insanı da tüm özellikleriyle hep insan olarak var olmuşlardır.
Kimi toplumların daha ileri kimilerinin ise daha geri koşullarda
yaşamış olmaları, Darwinistlerin iddia ettikleri gibi, onların
asla hayvanlardan meydana gelen bir tür olduğunu veya birinin diğerinden
evrimleştiğini göstermez. Bu bilime, akla ve mantığa aykırı bir
yorumdur.

Antik Mısır dönemine ait, keten üzerine yapılmış resimlerden
örnekler. |
Antik Mısırlıların Tekstildeki Başarıları
Eski Mısır'da keten kumaşı dokuması
yapılırdı. MÖ 2500'den kalan kumaş parçalarından anlaşıldığına
göre, o dönemde gerek iplik bükümü, gerekse dokuma tarzı bakımından
çok kaliteli kumaşlar üretilmiştir. Fakat her şeyden önemlisi bu
kumaşların dokumasındaki detaylardır. Günümüzde teknoloji yardımıyla
donatılmış makinelerde üretilebilen ince iplikleri Mısırlılar,
MÖ 2500 tarihlerinde üretmiş ve keten iplikten dokunmuş kumaşları,
mumyalama işleminde kullanmışlardır. Bu kumaşlardaki ince dokuma,
antik Mısırla ilgilenen bilim adamlarını hayrete düşürmüştür. Büyüteçle
sayılabilen dokumalardaki ipliklerin inceliği, bugün makine ile
dokunan ipek kumaşlar ayarındadır.40 Günümüzde
dahi bu kumaşların kalitesi meşhurdur ve Mısır keteni günümüzdeki
ününü MÖ 2000'lerde yaşamış olan Antik Mısır halkından almıştır.41
Matematikte İleri Seviye

Rhind papirüsü |
Mısır'da rakamlar çok eski zamanlardan itibaren
kullanılıyordu. MÖ 2000 yılına ait birtakım aritmetik problemlerini
açıklayan papirüsler ele geçmiştir. Bu dokümanlar, Kahun, Berlin
ve Rhind papirüsleri diye bilinmektedir. Bu belgelerde, ölçülerin
ne gibi esaslara göre yapılacağı örneklerle belirtilmiştir. Mısırlılar,
Pisagor Teoremi'ni, ölçüleri 3-4-5 olan bir üçgenin dik üçgen olduğunu
biliyor ve bundan inşa ölçümlerinde faydalanıyorlardı.42
Ayrıca Mısırlılar, yıldızlarla gezegenler arasındaki ayrımı da
biliyorlardı. Astronomi ile ilgili çalışmalarına görülmesi çok
zor olan yıldızları da eklemişlerdi.
Diğer taraftan Mısırlıların hayatı, Nil'in yükselme
ve alçalmasına bağlı olduğundan, bu durumu daima ölçmeleri ve kontrol
etmeleri gerekliydi. Hükümdar, Nil'in yükselme ve alçalmasını kaydettirmek
için, bir "Nilometre" yaptırmış ve bu işle uğraşmak üzere
memurlar tayin etmişti.43
Sırlarla Dolu İnşa Teknolojisi
Antik Mısır'da inşa edilen ve günümüzde hala büyük bir hayranlıkla
izlenen en önemli eserler gizemli piramitlerdir. Bu piramitlerin
en ihtişamlısı olan "Büyük Piramit"
şimdiye kadar dünya üzerinde inşa edilmiş en büyük taş yapı olarak
kabul edilir. Bu piramitin nasıl inşa edildiği konusunda Herodot
zamanından itibaren birçok tarihçi ve arkeolog, çeşitli teoriler
ortaya atmıştır. Kimileri bu piramitin yapımı sırasında kölelerin
çalıştırıldığını ve rampa tekniğinden basamaklı piramite kadar
birçok yöntemin kullanıldığını savunmuştur. Bu yöntemlerin karşımıza
çıkan manzarası şöyledir:
-Bu piramidi kölelerin inşa etmiş olma ihtimali
durumunda, çalışan köle sayısının 240.000 gibi olağanüstü bir
rakam olması gerekirdi.
-Eğer inşa tekniği olarak rampa yöntemi kullanılmış olsaydı,
piramitin yapımı bittikten sonra bu rampanın yıkılması için yaklaşık
8 yıl gerekirdi. Mısır bilimcisi Garde-Hansen'e göre bu, oldukça
saçma bir teoriydi. Çünkü bu rampanın yıkılmasından sonra geride
kalan dev moloz artıklarını bir yerlerde görmemiz gerekirdi.
Ama böyle bir delile hiçbir yerde rastlanmamıştır.44
Garde-Hansen, diğer teorisyenlerin önemsemediği bazı yönleri
ele almış ve şunları söylemiştir:
Piramidi ziyaret ettiğinizde şaşırtıcı görüntüleri
gözünüzün önüne getirmeye çalışın: 5000 yıl önceki taş ocağı
işçisi, günde, piramitlerin inşasında kullanılan 330 taş blok
üretiyor. Suyun bastırdığı mevsimde, günde 4000 blok Nil nehrinin
üzerinde taşınıyor ve Giza platosuna gelindiğinde bu taşlar platodan
yukarıya taşınarak, piramidin inşa edileceği bölgeye ulaştırılıyor.
Eğer bu şartlar altında taşıma işlemi gerçekleşiyor olsaydı,
dakikada 6.67 blok taşınması gerekirdi. Bu sonuç, sunulan teorinin
geçersizliği için yeterli bir rakamdır.45
-Tüm bunların yanında, piramidin bir yüzeyinin
alanının yaklaşık olarak 2.5 hektar olduğu düşünülürse, her bir
yüzeyin yaklaşık olarak 115.000 kaplama taşıyla kaplanmış olması
gerekir. Bu taşlar da öylesine itinayla yerleştirilmiştir ki, taşlar
arasında bırakılan mesafe bir kağıdın geçmesine olanak vermeyecek
derecede dardır.46
Tüm bunlar piramitlerin yapımlarıyla ilgili sırların günümüz
bilim ve teknolojisiyle dahi çözülemediğini gösteren bilgilerden
bazılarıdır.
Gize'deki Piramitlerle İlgili Çarpıcı
Bilgiler
Gize'deki
piramitlerle ilgili yapılan bazı matematiksel araştırmalar, eski
Mısırlıların çok gelişmiş bir matematik ve geometri bilgileri olduğunu
göstermektedir. Bu hesaplamalara göre, piramitleri planlayanların
matematik ve geometri bilgisi dışında, dünyanın ölçüleri, çevresi,
ekseni ve bu eksenin eğimi gibi bilgilere de sahip olmaları gereklidir.
MÖ yaklaşık 2500'lü yıllarda inşasına başlanan piramitlerle ilgili
bu bilgiler, henüz büyük matematik bilginleri Pisagor, Arşimet
ve Öklid'den dahi 2000 yıl daha önce bu piramitlerin inşa edildiği
göz önünde bulundurulursa, çok daha çarpıcı bir hal almaktadır:
- Piramitin açıları Nil deltasını iki eşit
yarıya böler.
- Gize'nin üç piramiti aralarında, bir Pisagor üçgeni oluşturacak
biçimde düzenlenmişlerdir. Bu üçgenin kenarlarının birbirlerine
oranları 3:4:5'tir.
- Piramitin yüksekliğiyle çevresi arasındaki oran bir dairenin
yarı çapıyla çevresi arasındaki orana eşittir.
- Piramit dev bir güneş saatidir. Ekim ortasıyla Mart başı
arasında düşürdüğü gölgeler mevsimleri ve yılın uzunluğunu gösterir.
Piramiti çevreleyen taş levhaların uzunluğu, bir günün gölge
uzunluğuna eşittir.
- Piramitin dikdörtgen biçimindeki tabanının normal kenar uzunluğu
365,342 Mısır endazesine (dönemin ölçü birimi) denk gelir. Bu
sayı günümüzde de kullanılan güneş yılının günlerinin sayısına
oldukça yakındır. (Günümüzde güneş yılının gün sayısı 365, 224
olarak hesaplanmaktadır.)
- Büyük Piramitle dünyanın merkezi arasındaki uzaklık, Kuzey
Kutbuyla piramitin arasındaki uzaklığa eşittir.
- Piramitin tabanının yüzeyi, anıtının yarısının iki katına
bölündüğünde, pi sayısı elde edilir.
- Piramitin dört yüzünün toplam yüzölçümü piramitin yüksekliğinin
karesine eşittir.47
Piramitler Tekrar İnşa Edilmek İstense...
1978'de Amerika'daki, Indiana Limestone Institute of America Inc.
(dünyada kireçtaşı ocakları konusunda en büyük ve en uzman kuruluş),
bugün Büyük Piramit gibi bir piramit inşa edilmek istense, insan
gücü ve materyallerin ne olması gerektiği hakkında bir araştırma
yapmıştır. Sonuç oldukça düşündürücüdür; şirket yetkilileri, piramitlerin
inşasındaki zorluğu şöyle açıklamaktadırlar:
Eğer mümkün olan gücü maksimuma çıkartsak,
bu da bugünkü üretimi üç katına çıkartmak anlamına gelir ki,
bu kadar kireçtaşını ocaktan çıkarmak ve transfer etmek ancak
27 yıl sürer. Üstelik tüm bu çalışmalar Amerika'nın üstün teknolojisiyle
yani hidrolik çekiçler, elektronik kristal başlı testereler kullanılarak
yapılabilir. Bu büyük çaba, sadece kireçtaşını madenden çıkarmak
ve onu taşımak için kullanılacaktır. Ve buna, Büyük Piramit'in
inşası için gerekli olan laboratuvar testleri ve bunun gibi ön
çalışmalar dahil değildir.48

Keops Piramiti ortalama 2.5 milyon taş bloktan oluşmaktadır.
Günde on bloğun üst üste konulduğu varsayılırsa -ki bu
işçilerin olağanüstü bir çaba göstermelerini gerektirecektir-
2.5 milyon taşın 664 yılda yerlerine konulduğu ortaya çıkar.
Oysa, söz konusu piramitin ortalama 20-30 yıl içinde yapılmış
olduğu düşünülmektedir. Bu basit hesap dahi, Mısır piramitlerinin
yapımında tahmin edilenden farklı ve üstün bir teknolojinin
kullanıldığını ortaya koymaktadır. |
Peki Antik Mısır'da bu dev piramitler nasıl inşa edilmiştir?
Kayalık taraçalar hangi güçle, hangi makinelerle, hangi teknikle
düzleştirilmiştir? Kaya mezarları hangi imkanlarla kazılmıştır?
İnşaat sırasında aydınlatma nasıl sağlanmıştır? (Piramitlerin ve
mezarların duvarlarında ve tavanlarında, herhangi bir kararma ve
is izine rastlanmamıştır.) Taş bloklar taş ocaklarından nasıl çıkarılmış,
farklı şekillerdeki taşların kenarları nasıl düzleştirilmiştir?
Tonlarca ağırlığındaki bu taşlar nasıl taşınmış ve birbirlerine
santimetrenin binde biri gibi bir yakınlıkta nasıl birleştirilmiştir?
Bu sorular daha da artırılabilir. Peki bu sorular evrimcilerin
insanlık tarihi yanılgısıyla akılcı ve mantıklı bir şekilde cevaplanabilir
mi? Elbette hayır.
Antik Mısır'da, sanatıyla, tıbbıyla, mimarisi ve kültürüyle dev
bir medeniyet kurulmuştur. Mısırlıların geride bıraktıkları eserler,
kullandıkları tedavi yöntemleri, sahip oldukları bilgi birikiminin
ve tecrübenin en önemli delillerindendir. Bugün bazı bilim adamları,
tarihin evrimi iddiasına göre piramitleri yapması oldukça zor olan
Mısırlıların eserlerinin, uzaylılar tarafından yapıldığını dahi
iddia edebilmektedirler.

Geçmiş toplumların dev taş bloklar kullanarak inşa ettikleri
binalar, günümüzün modern inşaat makinelerine benzer makinelerin
o dönemlerde de kullanılmış olduğuna işaret etmektedir.
Altından yapılmış olan bu süs eşyasının da inşaat makinelerine
olan benzerliği dikkat çekicidir. Bu parça, 1920'lerde
Panama'da bulunmuştur. Kolye ucu olarak kullanıldığı tahmin
edilmektedir. Bu ve benzeri bulgular, evrimcilerin geçmiş
toplumların tamamen ilkel oldukları yönündeki iddialarını
yalanmaktadır. Tarih boyunca teknolojide ilerleme ve bilgi
birikimi olduğu açıktır, ancak bu geçmişte hayvani koşullarda
yaşandığı anlamına gelmemektedir. Geçmiş toplumlar da ihtiyaçlarına
uygun keşifler yapmışlar, cihazlar geliştirmişler, makineler
kullanmışlardır.
Dönemin muhtemel vinç modeli |

Tutankhamun döneminden bir kesit. Eser Kahire'deki Mısır Müzesi'nde
sergileniyor. |
Elbetteki "piramitleri uzaylılar inşa ettiler"
iddiası, demagoji ile bile bir açıklama yapamadıklarında evrimcilerin
sığındıkları son derece akıl ve mantık dışı bir iddiadır. Her
şeyden önce buna dair en ufak bir bilgi veya delil dahi bulunmamaktadır.
Evrimciler tesadüflerle veya hayali evrimsel süreçle açıklama yapamayacaklarını
anladıkları zaman hemen "uzaylılara" sığınmaktadırlar.
Nitekim canlılığın yapı taşını oluşturan ilk proteinin ve hücrenin
çekirdeğindeki DNA'nın, tesadüfen cansız maddelerden meydana
gelemeyecek kadar kompleks ve olağanüstü bir yapıya sahip olduğunu
anladıklarında şöyle gülünç bir iddiada bulunmuşlardır: "İlk
canlı organizmayı dünyaya uzaylılar getirip bıraktılar." Bazı
evrimci bilim adamları tarafından savunulan bu iddianın saçmalığı
elbette ki evrimcilerin içine düştükleri çaresizliğin göstergelerindendir.
Mısır'da kurulan medeniyet ve tarih boyunca kurulan diğer tüm
medeniyetlerin her biri akıl ve irade sahibi insanlar tarafından
kurulmuştur. Üstelik bunlar çok eski dönemlere ait medeniyetlerdir.
Bugün Mısır'ın MÖ 3000 yılındaki eserlerini inceleyerek hayranlığımızı
dile getiriyoruz ve bilim adamları ve konuyla ilgili uzmanlar bu
eserlerin nasıl meydana getirilmiş olabileceğini tartışıp araştırıyorlar.
Ancak şu nokta çok önemlidir; Mısır'da bugün izlerine rastlanan
5000 yıl önceki medeniyet, elbette ki binlerce yılın tecrübe ve
bilgi birikimi ile oluşmuştur. Yani bu medeniyetin kökleri daha
da öncesine dayanmaktadır. Dolayısıyla evrimcilerin ve tarihin
evrimine inananların iddia ettikleri gibi ilk çağlarda ilkel ve
konuşma yeteneğinden yoksun, sadece hayvan avlayarak geçimini sağlayabilen,
yarı hayvan insanlar yoktu. İnsan ilk yaratıldığı günden bu yana,
günümüz insanının sahip olduğu zeka, estetik anlayışı, kavrayış,
bilinç ve ahlak gibi tüm insani özelliklere sahipti.
Antik Mısr Mezarlarında Bulunan
Planör Modeli
Pek çok medeniyetin geride bıraktığı izlerde, hava ulaşımının bilinenden çok daha eski dönemlerde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Mayaların kalıntılarında, Mısır piramitlerindeki resimlerde, Sümer yazıtlarında bu durum açıkça görülmektedir. Kalıntılardan anlaşıldığı kadarıyla bundan binlerce yıl önce de insanlar, planörler, uçaklar, helikopterler benzeri araçları yapmakta ve kullanmaktaydılar.
Kuran-ı Kerim ayetlerinde de geçmiş dönemlerde hava ulaşım aletlerinin kullanılıyor olabileceğine işaret edilmektedir. Bu ayetlerden biri şöyledir:
Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik)... (Sebe Suresi, 12)
Bu ayet-i kerimede ulaşılması oldukça uzak olan mesafelere, Hz. Süleyman döneminde kısa sürede ulaşılabildiğine dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. Bu ulaşım, günümüzdeki uçak teknolojisine benzer bir teknoloji kullanılarak, rüzgarla hareket eden vasıtalar meydana getirilmesiyle gerçekleşmiş olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)
Geçmiş medeniyetlerinin hava ulaşımını kullandıklarına işaret eden delillerden biri, Mısır'da bulunan planör modelidir. 1898 yılında arkeologlar tarafından bulunan bu planör modelinin MÖ 200 yıllarında yapılmış olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bundan yaklaşık 2200 yıl öncesine ait bir planör modelinin ortaya çıkarılması elbette olağanüstü bir durumdur. Bu, evrimci tarih anlayışını temelden sarsan arkeolojik bir buluştur. Söz konusu modelin teknik özellikleri incelendiğinde ortaya çok daha ilginç bir manzara çıkmaktadır. Bu ahşap model, günümüzün en ileri teknolojisiyle yapılan Concorde uçaklarda olduğu gibi, hızdan minimum kayıpla maksimum yük taşıyabilecek şekilde tasarlanmıştır. Bu durum, Antik Mısırlıların çok iyi aerodinamik bilgisine sahip olduklarını da göstermektedir.

MÖ 200 yılına ait olduğu tahmin edilen ahşap planör modeli. |

Abydios Tapınağı'nın duvarlarında Dr. Ruth Hiver tarafından
bulunan bu resimlerdeki araçların, günümüzde de kullanılan
helikopter, jet ve uçak gibi araçlarla olan benzerliği
dikkat çekicidir. |
Antik Mısır'da Elektrik Var Mıydı?
Dendera'daki Hathor Tapınağı'nda bulunan bazı duvar resimleri, Antik Mısırla ilgili oldukça ilginç bir bilgiyi gün yüzüne çıkarmıştır. Resimde yer alan figürler, Antik Mısırlıların elektriği bildiği ve kullandığı ihtimalini gündeme getirmiştir. Söz konusu resim dikkatlice incelendiğinde, tıpkı günümüzdeki gibi yüksek voltaj yalıtımının o günlerde de kullanıldığı görülür: Ampul görünümündeki şekil dikdörgen bir sütun (bu sütun izolatör olarak kullanıldığı tahmin edilen ve ced sütunu olarak adlandırılan bir sütundur) tarafından desteklenmektedir. Resim deki şeklin günümüz elektrik lambalarıyla olan bu şaşırtıcı benzerliği, çok dikkat çekicidir. Tunsten ışığının kaşifi olan Dr. Colin Fink, Mısırlıların bundan yaklaşık 4300 yıl öncesinden, zıt kutupla bakıra elektrik kaplamayı bildiklerini söylemektedir. Bu kaplama, kendisinin 1933 yılında sülfürü kullanarak denediği bir yöntemdir.49

Dendera'daki Hathor Tapınağı'nın duvarlarında bulunan bu resimlerde
görülen figürlerin günümüzde kullanılan ampullerle olan
benzerliği bilim adamlarını hayrete düşürmüştür. |
Resimde tarif edilen bu sistemin ışık yayıp yaymadığı, bilim adamları tarafından denenmiştir. Avusturyalı elektrik mühendisi Walter Garn, kabartmada yer alan resmi çok detaylı olarak incelemiş, resimdeki ampulü, yılanlı teli, duyu, ced sütunu olarak kullanılan izolatörün aynısını yapmıştır. Ve ortaya çıkan sistem etrafı aydınlatmış, yani ışık yaymıştır.50
Mısır'da elektriğin kullanılmış olabileceğini gösteren delillerden biri de piramitlerin iç duvarlarında hiç is izinin bulunmamasıdır. Eğer evrimci arkeologların iddia ettiği gibi, aydınlatma için meşale ve benzeri malzemeler kullanılmış olsaydı duvarlarda mutlaka is olması gerekirdi. Ancak piramitlerin en içteki dehlizlerinde dahi böyle bir is izi yoktur. Gerekli aydınlatma sağlanmadan, inşaatın devam etmesi, daha da önemlisi duvarlardaki gösterişli resimlerin yapılabilmesi mümkün değildir. Bu da Mısır'da elektriğin kullanılmış olma ihtimalini güçlendirmektedir.

Mısır hiyerogliflerinde sıkça rastlanan ced sütunu, bir tür
elektrik malzemesini sembolize ediyor olabilir. Ced sütunu,
jenaratör görevi görüyor ve bu şekilde aydınlatma sağlanıyor
olabilir. |
 |
|
34. Moustafa Gadalla, Historical Deception:
The Untold Story of Ancient Egypt, Basted Publishing,
Erie, Pa.USA, 1996, sf.295
35. Interview with Dr.Zaki Hawass, Director of the Pyramids, http://www.pbs.org/wgbh/nova/pyramid/excavation/hawass.html
36. Moustafa Gadalla, Historical Deception: The Untold Story of Ancient Egypt,
Basted Publishing, Erie, Pa.USA, 1996, sf.296
37.www.trms.ga.net/~jtucker/lessons/ss/ancegypt.html 
38. Afet İnan, Eski Mısır Tarihi ve Medeniyet, Türk Tarih Kurumu Basımevi,
Ankara: 1956, sf.318 
39. Afet İnan, Eski Mısır Tarihi ve Medeniyet, Türk Tarih Kurumu Basımevi,
Ankara: 1956, sf.87
40. Prof.Dr.Afet İnan, Eski Mısır Tarihi ve Medeniyeti, Türk Tarih Kurumu
Yayınları, Ankara, 1956, sf.201
41. J.H.Breasted, Ancient Times, 1916, sf.64
42. Moustafa Gadalla, Historical Deception, The Untold Story of Ancient Egypt,
Bastet Publishing, Erie, Pa. USA, 1996, sf.311
43. John Baines, Jaromir Baines, Eski Mısır, İletişim Yayınları, İstanbul:
1986, sf.69
44. Moustafa Gadalla, sf.115
45. Moustafa Gadalla, sf.116
46. Moustafa Gadalla, sf.116
47. Sfenks'in Gözleri, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1989, sf. 152
48. Nova Productions, Who Built the Pyramids, www.pbs.org 
49. http://www.pip.com.au/~paceman/ ANCIENT%20ELECTRICITY.html
50. Yüce Tanrı'nın İzinde, Cep Kitapları, İstanbul, Nisan 1995, sf.
186
|