GEÇMİŞ MEDENİYETLERİN
HAYRANLIK UYANDIRAN İZLERİ
Dilin Evrimi Açmazı
Tarihin evrimi hikayesini anlatırken evrimcilerin
karşılarına çıkan pek çok önemli sorun vardır. Bunlardan biri,
insan bilincinin nasıl ortaya çıktığı, diğeri de konuşmanın ilk
olarak nasıl meydana geldiğidir. Bu iki konu, insanı diğer canlılardan
ayıran önemli özelliklerdir.
Bizler konuşurken düşüncelerimizi dil sayesinde düzenli
kalıplar ve karşı tarafın anlayacağı şekilde anlamlı ifadelerle
aktarırız. Tüm bunlar son derece özelleşmiş kas hareketleri ve
söz dizimi gerektirdiği halde biz bunları dikkate bile almayız.
Biz sadece konuşmayı "dileriz". 100'e yakın kasın uyumlu
şekilde kasılıp gevşeyerek sesler, heceler ve kelimeler çıkarması
ve özne, yüklem, zamir gibi ögelerin uygun sırada dizilmesiyle
karşı tarafın anlayacağı cümleler ortaya çıkar. Bu kadar kompleks
aşamalara dayalı bir yeteneği kullanmak için bizim 'dilemek' dışında
neredeyse hiçbir şey yapmıyor oluşumuz, konuşmanın biyolojik yapılarla
sınırlı bir yetenek olmadığını açıkça göstermektedir.

Yeryüzünde birbirinden farklı diller konuşan pek çok farklı
ırk vardır ve mevcut tüm diller son derece komplekstirler.
Bu kompleksliğin kademeli olarak nasıl kazanılmış olabileceği
evrimcilerce hayal dahi edilememektedir. |
İnsanın konuşma becerisi, evrim sürecinin
hayali gereklilikleriyle veya hayali mekanizmalarıyla açıklanamayan
son derece kompleks bir yetenektir. Evrimciler, uzun çalışmalarına
rağmen, son derece kompleks bir yetenek olan konuşmanın, basit
hayvansı iletişim şekillerinden evrimleştiği yönündeki iddialarına
kanıt göstermede tamamen başarısız olmuşlardır. Pennsylvania Üniversitesi'nden
David Premack'in, "İnsan dili, evrim teorisi için bir utançtır"58 şeklindeki
sözleri bu başarısızlığı net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Ünlü dilbilimci Derek Bickerton, 'utancın'
sebeplerini şöyle özetlemiştir:
Konuşma insan öncesi bir
nesilden gelmiş olabilir mi? Hayır. Hayvan iletişimi yapılarına
benzeşmekte midir? Hayır... Hiçbir maymun, yoğun eğitime rağmen,
dilbilgisi kurallarının köklerine vakıf olamamıştır. Kelimeler
nasıl ortaya çıktı, sözlerin dizilişi nasıl ortaya çıktı? Bu
problemler konuşmanın evriminin kalbinde yatmaktadır.59
Yeryüzünde mevcut tüm diller komplekstir ve bu kompleksliğin
kademeli olarak nasıl kazanılmış olabileceği evrimcilerce hayal
dahi edilememektedir. Evrimci biyolog Richard Dawkins'e göre, en
ilkel olarak bilinen kabile dilleri de dahil olmak üzere, dünya
üzerindeki her dil yüksek derecede komplekstir:
Bu konuda en açık örnek
konuşmadır. Hiç kimse nasıl başladığını bilmemektedir... Anlambilim,
yani kelimeler ve anlamlarının kökeni de eşit derecede belirsizdir...
Dünya üzerindeki binlerce dilin hepsi de çok komplekstir. Bunun
kademeli olarak geliştiğini düşünmeye eğilimliyim, fakat böyle
olması gerektiği tam olarak açık değildir. Bazıları, belli
bir yer ve belli bir zamanda tek bir zeka tarafından icat edildiğini
ve aniden başladığını düşünür.60
W. K. Wilkins ve J. Wakefield adlı iki evrimci beyin
araştırmacısı ise bu konuda şunları söylemektedirler:
Dil evriminin geçiş aşamalarıyla
ilgili delil yoktur. Buna rağmen, alternatif fikirleri kabul
etmemiz zordur. Eğer türe özgü bazı özellikler parçalara ayrılmış
bir şekilde evrimleşmiyorsa, bu durumu açıklamak için iki yol
gözüküyor. Ya henüz keşfedemediğimiz bir güç, belki de İlahi
bir müdahaleyle, olması gerektiği gibi yerleştirilmiştir. Ya
da türlerin gelişiminde nispeten ani bir değişikliğin, belki
de bir tür spontane ve yaygın mutasyonun sonucudur... Ama böyle
tesadüfi bir mutasyonun rastlantısal doğası, bu iddiayı şüpheli
bir hale getiriyor. Daha önce belirtildiği gibi (Pinker and
Bloom, 1990), dil gibi kompleks ve görünüşe göre görevlerine
bu kadar ideal bir şekilde uygun bir sisteme yol açacak mutasyonun
ihtimali yok denecek kadar düşüktür.61
Dilbilimci Noam Chomsky de konuşma yeteneğinin kompleksliği
karşısında düşüncelerini şu şekilde ifade eder:
Konuşmanın oluşumu ile ilgili
olarak buraya kadar hiçbir şey söylemedim. Sebebi ise, söylenebilecek
çok az şey olması. Dışarıdan görünen birkaç husus dışında,
konuşmak büyük ölçüde bir sırdır.62
Evrimci ön yargılara saplanıp kalmayan birisi için
ise konuşma becerisinin kaynağı çok açıktır. Bu yeteneği insana
veren Yüce Allah'tır. Allah insanlara konuşmayı ilham eder
ve onları konuşturur. Bu gerçek bir Kuran ayetinde şöyle haber
verilir:
... Dediler ki: "Her şeye nutku
verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O
yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz." (Fussilet Suresi,
21)
Evrimciler, dilin dayandığı biyolojik yapıların kompleksliğini
açıklayamadıkları gibi, dili mümkün kılan bilincin kökenini de
açıklayamamaktadırlar. Maddeye hiçbir şekilde indirgenemeyen insan
bilinci ve dildeki komplekslik, dili üstün bir aklın yarattığını
göstermektedir. Bu üstün aklın sahibi Rabbimiz olan Yüce Allah'tır.
58. Swisher III, Roger Lewin, Java
Man, Abacus, London, 2002, sf. 205
59. Derek Bickerton, "Babel's Cornerstone," New Scientist (vol.
156, October 4, 1997), sf. 42
60. Richard Dawkins, Unweaving the Rainbow Boston, Houghton-Miflin Co.,
1998, sf. 294
61. Wilkins, W.K. & Wakefield, J., Brain evolution and neurolinguistic
preconditions. Behavioral and Brain Sciences 18 (1): 161-226
62. Noam Chomsky, Powers and Prospects, sf.16
|