GİRİŞ

Müminler Tarih Boyunca Medeni Bir Yaşam
Sürmüşlerdir

20. Hanedanlık dönemine ait, alçı üzerine
yapılmış resim.
Tarihin her döneminde, günümüzde olduğu gibi,
hak dinler de vardı batıl inanışlar da. Tarihin her döneminde
iman edenler Allah'ın emri olan ibadetleri yerine getiriyorlardı.
|
Allah tarih boyunca insanları hak dine davet
edecek elçilerini göndermiştir. İnsanların bir kısmı elçilere
itaat edip, Allah'ın varlığına ve birliğine iman etmişler, bir
kısmı da inkarlarında direnmişlerdir. İnsanlığın ilk var olduğu
günden itibaren insanlar, Bir olan Allah'a imanı ve hak
din ahlakını, Rabbimiz'in vahyi ile bilip öğrenmişlerdir. Dolayısıyla
evrimcilerin öne sürdüğü, "Bir
olan Allah'a imanın ilk toplumlar tarafından bilinmediği" iddiası
doğru değildir. (Bu konu kitabın ilerleyen bölümlerinde detaylı
olarak açıklanmaktadır.)
Allah'ın tarihin her döneminde insanlara, kendilerini iman etmeye
ve din ahlakını yaşamaya davet eden elçiler gönderdiği Kuran'da
şu şekilde haber verilmiştir:
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler
ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde,
insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında
hüküm vermek üzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apaçık
ayetler geldikten sonra, birbirlerine karşı olan 'azgınlık ve
kıskançlıkları' yüzünden anlaşmazlığa düşenler, o, (kitap) verilenlerden
başkası değildir. Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa
düştükleri gerçeğe Kendi izniyle eriştirdi. Allah, kimi
dilerse onu doğruya yöneltir. (Bakara Suresi, 213)
Bir başka ayette de her topluma onları uyarmak, Allah'ın varlığını
ve birliğini hatırlatmak, din ahlakını yaşamaya davet etmek için
bir elçi gönderildiği şöyle bildirilmiştir:
...Hiçbir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı
gelip-geçmiş olmasın. (Fatır Suresi, 24)
Rabbimiz'in insanlara elçiler ve hak kitaplar göndermiş olmasına
rağmen bazı insanlar zaman içinde aralarında anlaşmazlığa düşmüşler,
hak din ahlakından uzaklaşmışlar ve bazı sapkın ve batıl inanışlara
uymuşlardır. Kimileri putperest inanışlar geliştirmişler, toprağa,
taşa, tahtaya, Ay'a, Güneş'e, sözde kötü ruhlara tapınma sapkınlığına
düşmüşlerdir. Nitekim günümüzde de, hak dine inananlar olduğu gibi
halen sapkınca ateşe, Ay'a, Güneş'e, tahta putlara tapanlar da
vardır. Kimileri, Allah'ın varlığını ve birliğini bilmelerine rağmen,
Rabbimiz'e birtakım ortaklar koşmuşlardır. Rabbimiz yine onlara
elçiler göndermiş, aralarında anlaşmazlığa düştükleri konularda
hak olan hükmü kendilerine bildirmiş, batıl inanışlarından arınıp
hak din ahlakını yaşamaya onları davet etmiştir. Ve tarihin her
döneminde iman edenlerle etmeyenler, salih müminlerle sapkın yollara
uyanlar var olmuştur.
|
Geçmişte
olduğu gibi günümüzde de batıl inanışlara sahip olanlar,
putlara tapanlar yaşamaktadır. |

Sebe Melikesi'nin Hz. Süleyman'ı ziyaret edişini anlatan
tablo
|
Tarih boyunca yaşamış peygamberlerle birlikte iman edenler, son
derece medeni koşullarda, modern ve kaliteli bir yaşam sürmüşlerdir.
Hz. Nuh döneminde de, Hz. İbrahim döneminde de, Hz. Yusuf döneminde
de, Hz. Musa döneminde de, Hz. Süleyman döneminde de şimdiki gibi,
toplumsal düzen içinde, modern bir hayat yaşanmıştır. Her dönemde
müminler namazlarını kılmış, oruçlarını tutmuş, Allah'ın bildirdiği
sınırları korumuş, helal ve temiz bir hayat yaşamışlardır. Arkeolojik
bulgularda elde edilen bilgilerin gösterdiği gelişmiş yaşam standartlarının
en güzeline, en asil ve en temizine, Allah'a iman eden salih müminler
sahip olmuşlardır. Yaşadıkları dönemin sağladığı her türlü imkanın
en iyisini peygamberler ve samimi müminler, Allah rızasına uygun
olarak, kullanmışlardır.
Nemrud dönemindeki her türlü teknolojik gelişme Hz. İbrahim ve
onunla birlikte iman eden müminler tarafından en güzel şekilde
kullanılmıştır. Firavunlar döneminde sahip olunan teknik bilgi,
Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Harun ve o dönemde yaşayan salih müminlerin
de hizmetinde olmuştur. Hz. Süleyman döneminde mimaride, sanatta,
ulaşımda elde edilen yüksek teknoloji en hikmetli şekilde kullanılmıştır.
Rabbimiz'in Hz. Süleyman'a lütfu olan zenginlik ve ihtişam, nesiller
boyunca hayranlık uyandırmıştır.
Unutmamak gerekir ki, bundan yüz binlerce yıl önce yaşamış insanların
da günümüz toplumlarının da sahip olduğu her türlü bilgi ve imkan,
Allah'ın insanlara bir lütfudur. Yüz binlerce yıl önce medeniyetlerini
kuranlar, on binlerce yıl önce mağara duvarlarına estetik resimler
yapanlar, piramitleri, zigguratları inşa edenler, dev taş anıtlar
meydana getirenler, Amazon ormanlarının en yüksek noktalarına büyük
yapılar yapanlar Allah'ın ilhamı ve öğretmesiyle bu eserleri meydana
getirmişlerdir. Günümüzde atomun alt parçacıklarını inceleyenler,
uzaya araç gönderenler, bilgisayarı en etkin şekilde kullananlar
bunları, Allah dilediği için yapabilmektedirler. İnsanların var
oldukları günden bu yana sahip oldukları her türlü bilgi, Allah'ın
insanlara lütfu, kurdukları her medeniyet, Rabbimiz'in eseridir.

Hz. Meryem ve Azizler Tablosu, Giovanni Bellini,
1505, Venedik
|
Allah insanı yoktan var etmiş ve ona dünya hayatı boyunca çeşitli
imkanlar ve nimetler vermiştir. Verilen her nimet insan için bir
denemedir. Sahip olduğu medeniyetin, teknolojinin ve imkanların
Allah'ın birer lütfu olduğunu bilen, tüm bunlar için Rabbimiz'e
şükreden kullarına, Allah nimetlerini artırır:
Rabbiniz şöyle buyurmuştu: "Andolsun,
eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım..." (İbrahim
Suresi, 7)
Ve Allah salih kullarını hem dünyada hem ahirette güzel bir şekilde
yaşatır. Kuran'da bu gerçek şöyle haber verilmiştir:
Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak
kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir
hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle
muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)
Bu ayetin bir tecellisi olarak, tarih boyunca yaşayan tüm Müslümanlar
yaşadıkları dönemin en iyi imkanlarına sahip olmuşlar, medeni ve
güzel bir yaşam sürmüşlerdir. Elbette imtihan ortamının gereği
olarak kimi zaman zorluk ve sıkıntılarla da denenmişlerdir. Ancak
bu sıkıntılar veya zor şartlar, medeni ve insanca bir yaşam sürmedikleri
anlamına gelmez. Allah'ı inkar eden, inkarlarında direnen, güzel
ahlakı yaşamayan ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranların sonu ise,
ne kadar zengin, refah ve ileri bir medeniyet de olsalar, hüsran
olmuştur. Üstelik bunların bir çoğu belki de günümüz toplumlarından
dahi gelişmiş imkanlara sahip olan toplumlardır. Bu gerçek Kuran'da
şöyle haber verilmiştir:
Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece
kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler.
Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı
alt-üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar)
ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi.
Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah
onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
(Rum Suresi, 9)
|